Uyumlu Yatay Film Şeridi Banner 985x100

logo

SMA-LILARA BAYRAM HEDİYESİ

Yaşar Geler

Yaşar Geler
yasargeler@hotmail.com
SMA-LILARA BAYRAM HEDİYESİ

Gelin bu yıl SMA hastalarımıza bir bayram hediyesi verelim. Ha bu yıl geçti bayram yarın diyorsanız da sorun yok, önümüzdeki yıl için şimdiden planlayalım.

Örneğin 23 Nisan 2022’de kutlanacak olan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nda verelim bu hediyeyi. Zaten bağlantıların yapılması, paranın temini için de biraz zamana ihtiyaç var.

Hani her yıl belediyeler, dernekler, vakıflar, bakanlıklar, şirketler, şahıslar vb. kişi, kurum ve kuruluşlar çeşitli yardım kampanyaları yaparlar ya işte bu yıl o kampanyaları sadece ama sadece bir yere SMA hastalarımıza yapalım. Zararı yok bir yıl et yemeyiverelim ya da tatile gitmeyiverelim ya da herhangi yapacağımız ekstra bir harcamamızı yapmayalım. Bir yıl, topu topu bir yıl. Yani et yemeyen aileler var ya onları düşünerek kurban bağış kampanyaları vs. ya da başka türlü kampanyalar yapılıyor ya yıllardı et yememiş insanlar belki bir yıl daha yemeden dayanabilirler ama SMA hastaları dayanamıyor ve birer birer hayattan kopuyorlar. Gelin bu yıl bir seferberlik yapalım onları yaşatmak için ülke genelinde kampanya yapalım.

Aslında bu iş doğrudan devletin sorumluluğundadır. Yani insanı yaşatmak gibi bir görevi vardır devletin. İnsanın da yaşama hakkı vardır. İşte tam da bu noktada bu işi yapmamız gerekir. Öncelik devletten başlamak üzere SSK kapsamına alınmasını sağlayalım bu tedavinin tüm unsurlarını. Sonrasında da genel seferberlik kampanyasını başlatalım. Buna inanıyorum ki hiçbir insan bu kampanyaya karşı çıkmaz ve destek verir. Çünkü sonuçta bir canın yaşamasına katkı verecek.

Şimdi diyeceksiniz ki bu iş nasıl olacak? Tam da sıra o kısma geldi. Benim aklımın erdiği kadarıyla naçizane önerim şudur: Öncelikle araştırmalarımdan çıkan bazı verileri ortaya koyalım.

Türkiye’de 30 Büyükşehir Belediyesi, 51 İl Belediyesi, 519 İl Belediyesi, 400 İlçe Belediyesi, 397 Kasaba Belediyesi, 90 000 Dernek, 6 000 Vakıf, 45 Banka, 993 Holding, 85 000 Şirket,

100 Futbol kulübü ve bilinmedik onlarca para hareketinin döndüğü yerler. Köylerimiz, ilçelerimiz ve illerimizdeki vatandaşlarımızı da katarsak tam bir seferberlik ve çözülmemiş tek sorun, tedavi edilmemiş tek SMA ya da başka bir sağlık sorunu kalmayacağını düşünüyorum. Yani özetle şunu söyleyebilirim ki gerçekten bu ülke seferberliği başlatılsa, kimse tek kuruşuna dokunmadan istendik yere gitse bir yıl gibi kısa bir sürede bu soruna kalıcı çözüm bulunacaktır.

Bunun mümkün olabileceğine de şu anlamda kanaat getiriyorum: Pandemi sürecinde sıkıntı yaşayan insanlarımıza dönük elektrik, su, doğalgaz, telefon, bakkal borcu vb. konularda özellikle belediyelerin başlattığı bağış kampanyalarına bir haftada milyonlarca lira kaynak toplanabiliyorsa, yukarıda sıraladığım onlarca kişi, kurum ve kurumların bir yıl boyunca sürdüreceği kampanyada neler yapılmaz neler.

E o zaman ne duruyoruz hadi gelin bu seferberliği, bu kampanyayı hemen şimdi başlatalım. Sade bir vatandaş, bir memur, bir emekli olan benim gibi bir vatandaş bile kampanyaya destek olmaya, omuz vermeye yaşam mücadelesi veren o minik bedenlere can suyu akıtmaya bugünden hazırım. Görseldeki Hamza bebekler gibi minik canlara…

Gelin bu canları yaşatmak için 23 Nisan’ı hedef koyalım Çocuk Bayramı’nda onlara yaşamları armağan edelim. Hadi 23 Nisan olmaz yetişmez derseniz gelecek Ramazan Bayramı ya da Kurban Bayramı olsun. Yok, daha hızlı davranalım derseniz o da olur 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı olur. Her şeye varız ama illaki gönüllü olalım ve gerçekten çözüm odaklı hareket edelim. Özellikle İstanbul ve Ankara Büyük Şehir Belediyelerinin neler yaptığını gördük. Şimdi sıra SMA-lılarda belediyeler başlatın bu kampanyayı da görelim. İlk bağışçınız da ben olacağım. Hatta bu kampanyaya Maltepe Ardahanlılar Derneği olarak da resmi izinlerimizi alarak özel bir çalışma yapmaya hazırız.

Bu vesileyle tüm yurttaşlarımızın Kurban Bayramını kutluyor, minik bedenlere yaşamlarını armağan ediyorum.

Yaşar GELER

Etiketler: » »
#

SENDE YORUM YAZ

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Yarım Kalan Bir İdeal: Devrim ve Kılıçdaroğlu

    31 Mart 2026 Genel, Köşe Yazıları

    Depodaki Yakıtın Eksikliği: Algı Operasyonu1961 yılında, Türk mühendislerinin kısıtlı imkan ve devasa bir inançla 129 günde ürettiği Devrim otomobili, Cumhuriyet tarihinin en büyük sanayi hamlelerinden biriydi. Ancak bu büyük başarı, sadece "depoya benzin konulmasının unutulması" gibi teknik bir detay üzerinden karalandı. Arabanın motoru sağlamdı, tasarımı yerliydi ama manşetler "Yürümedi" diye atıldı. Kemal Kılıçdaroğlu’nun siyasi mücadelesinde de benzer bir "algı mühendisliği" görüldü. Bürokrasideki dürüstlüğü, hesap uzmanlığı ve devlet...
  • Mirasın Ağırlığı, Günün Sınavı

    27 Şubat 2026 Genel, Köşe Yazıları

    Savaş meydanlarının küllerinden doğmuş bir partiden söz ediyoruz. Bir imparatorluğun çöküşünden bir Cumhuriyet çıkaran iradenin siyasi hafızasından… Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde kurulan ve devletin kurucu mayasını taşıyan bir çınardan… Bugün ise aynı çınarın gölgesinde dolaşan ağır ithamlar, yolsuzluk iddiaları ve bitmeyen iç hesaplaşmalar konuşuluyor. İşte asıl yürek sızısı da burada başlıyor. Kurucu bir partinin en büyük gücü, tarihinden aldığı meşruiyettir. Fakat tarih, güncel zaafları örten bir perde değildir. Aksine, çıtayı...
  • Aydınlığa Yürüyenlerin Karnesi

    16 Ocak 2026 Genel, Köşe Yazıları

    Bu yıl ara tatilde dağıtılan karnelerde dikkat çeken bir eksiklik vardı. Sessiz ama derin bir eksiklik…Cumhuriyetin kurucusu, bu ülkenin Başöğretmeni Mustafa Kemal Atatürk’ün fotoğrafı yoktu. Yıllardır çocuklarımızın eline verilen karnelerde yalnızca notlar yer almazdı. O karneler, aynı zamanda eğitimin çağdaşlaşmasının, aklın ve bilimin rehberliğinin bir belgesiydi. En üstünde yer alan Atatürk fotoğrafı; “Bu ülkenin geleceği sizlersiniz” diyen bir bakış, bir hatırlatma, bir sorumluluktu. Şimdi sormak gerekiyor:Bir ülkenin kurucusunun, e...
  • 09:05’te Duran Zaman09:05

    13 Kasım 2025 Genel, Köşe Yazıları

    Tarihin tozlu sayfalarını çevirdiğimizde, bir gün var ki her açıldığında hep aynı sızı düşer yüreğimize: 10 Kasım 1938. Güneşin mahcup ışıkları Dolmabahçe Sarayı’nın ağır perdelerini hüzünle aralarken saat 09:05’te, sessizlik bir ulusun üzerine kara bir örtü gibi çökmüştü. Bir nefes kesildi, bir kalp sustu. Türlü badirelere şahit olmuş yorgun ve yoğun zaman, saat tam 09:05’te durdu. Bir lider sonsuzluğa doğru yola çıktığında, gözyaşları sel olup aktı; kalabalıklar sessizliğin içinde ağladı. Çünkü bir millet sadece bir liderini değil, ayn...