logo

UZAY VE ENERJİ SAVAŞLARI


Yaşar Geler
yasargeler@hotmail.com

Uzay, tüm evreni sınırsız bir şekilde kavrayan ya da kapsayan derin bir boşluktur. Bu boşlukta milyarlarca yıldız, uydu ve sistemler mevcuttur. İnsanoğlu bunun belki de milyarda birine hakimdir. Ancak insanın azmi ve hırsı sanıyorum ki uzayın derinliklerine girmeyi başaracaktır. Zaten, ayı, marsı keşfetmedik mi? Uzaya yolcuklar yapmıyor muyuz? Bunlar ilerideki bir zamanda keşfedilen ve yaşam belirtileri olan bu yerlerde de yaşamı olası kılacaktır. Bu nedenle de özellikle kapitalist ülkeler ağırlıklı projelerini bu tez üzerinden yürütmeye çalıyorlar.

     Emperyalist sistemin etkin olduğu ülkeler bir yandan da mevcut yaşamın nimetlerini en üst düzeyde kullanabilmek için ülkeler arası savaşlar ve seferler gerçekleştiriyorlar. Özellikle de gelişmekte olan ve az gelişmiş ülkeler üzerinde bu oyunlar oynanıyor. Duyduğumuz ve bildiğimiz kadarıyla ekonomik olarak güçlü olan Amerika ve Avrupa ülkeleri kendi öz kaynaklarını kullanmak yerine ekonomik olarak güçsüz olan az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin yer altı ve yer üstü zenginliklerine göz dikiyor. Binlerce kilo metre uzaklıktaki ülkelere sözüm ona demokrasi getirme adına saldırılar düzenliyorlar. Saldırıları sonucunda da kaldıkları süre içerisinde var olan yer altı ve yer üstü zenginlik kaynaklarını özellikle de petrol ve madenlerin bulunduğu alanları kendileri işletmek ve kullanmak suretiyle ülkelerine aktarıyorlar. O ülkelerin insanları ne yapıyor? Sanki kendilerini kurtarmışlar gibi o zalim vampir ülkelerin yöneticileri önünde el pençe divan durarak esaret hayatı yaşıyorlar.

     Bu olayların cereyan ettiği ülkeler ne hikmetse hep Asya, Afrika ülkeleri ile Arap yarımadasında olan ülkeler olarak çıkıyor karşımıza. Sanki dünyanın bütün petrol ve maden yatakları sadece bu iki kıtada yer almaktadır. İşte bu nedenledir ki, bugün yani günümüzde yaşanan savaşlar öncelikli olarak enerji savaşları olarak tarihe geçmektedir. Bugün petrol yarın bunun yerini su savaşları, ileride bir zamanda da hava, ağaç, tarım, toprak, ilim, bilim vs. savaşları alacaktır. Doğal olarak da bu ülkelerin kaynaklarını kuruttuktan sonra kendi kaynaklarını kullanmaya başlayacaklar ve kaynakları kuruyan ülkeler de bugün olduğu gibi yarın ve gelecekte de hep o ülkelere bağımlı kalacaklardır.

     Uzay savaşlarından kastımız da şudur: Artık sıcak ya da soğuk savaş dönemleri kısmen sonlanmış, bilimin nimetlerinden de yararlanarak ülkesinde oturduğu yerden ve daha önceden uzaya yerleştirmiş olduğu uydular ve uydulara yerleştirilmiş kızıl ötesi ışın yayan silahlarla bir tıkla istediği yeri vurabiliyor, yakabiliyor ve yıkabiliyor. Bunun en bariz örneği çeşitli çevreler tarafından yakın zamanda eş zamanlı olarak ülkemiz dahil birçok ülkede çıkan orman yangınları olarak anlatıldı. Bu yangınların en önemli argümanı uzaya yerleştirilen bu silahların denemesi olarak sunuldu toplumlara…

     Bilişim ve bilgi çağında, enerjiye en çok gereksinim duyulan bir dönemi yaşıyoruz. Enerji, yaşamın olmazsa olmazıdır. Nasıl ki, bir insanın yaşamak ve hareket etmek için yeme içme dediğimiz beslenmeye ve ona bağlı olarak ortaya çıkan enerjiye gereksinimi varsa toplumların da her alanda enerjiye gereksinimi olduğu gerçeğinden farklı düşünmenin mümkün olmadığı açıktır. O halde bu enerjilere ulaşmanın da uzay yollu enerji savaşlarından geçtiği gerçeğiyle karşı karşıyayız.

     Sonuç olarak; bir toplum kendi öz enerji kaynaklarını ne kadar tüketmeye başlarsa o kadar küresel etkinliğini artırmış olur. Önemli olan var olan bu kaynakları en verimli şekilde önce kendi insanın için kullanman sonra da tüm insanlığın erişimine açmalısın. Ancak, ne yazık ki kapitalist sistemler önce senin kaynaklarını sonra kendi kaynaklarını kullanmaya odaklanmış durumdalar.

Yaşar GELER

Etiketler: » » » » » »
Share
#

SENDE YORUM YAZ

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • ÖĞRETMENLER GÜNÜNDE ÖĞRETMENLER NE İSTER?

    24 Kasım 2021 Köşe Yazıları

    Öğretmen, insan aklıyla insan yetiştiren, geleceğe hazırlayan ve sadece ama sadece mesleğini para kazanmak için uygulamayan tek meslek ve tek çalışandır. Öğretmen, mesleğini icra etmek için evden çıkarken işe gidiyorum demeyen, okula gidiyorum diyen tek meslek sahibidir. Öğretmen, işini yaparken başka bir şey düşünmeyen, para hesabı yapmayan tek meslek erbabıdır. Öğretmen, birilerinin dediği gibi yan gelip yatmaya ortamı müsait olmayan tek meslek sahibidir. Öğretmen, koşulsuz sevgi üreten ve sevgisini karşısında parlayan gözlerle k...
  • LİYAKAT Mİ, SADAKAT Mİ?

    20 Kasım 2021 Köşe Yazıları

    Bürokrat Köşe Yazarı Fahri KOL’unkaleminden... Son yıllarda gençler kariyer yapmak için çırpınıyor ancak, şöyle bir etrafınıza baktığınızda artıkhiç kimse başarılı olamıyor veya başarıları, gölgeleniyor.Başarılımı olunur mu, yoksa başarılımı gösterilir. Yetenekli kişiler tespit mi edilir, yoksa tavsiyemi edilir, ‘başarılı diyetin sırları’ derken nefes alamıyorum. Diyete giren kişi,sosyal medya hesaplarındafotoğraflarını photoshoplaincelterek koyuyor. İş yapamayan, beceriksiz yöneticiler reklam firmalarına paraları gömerek PR yapmaya çal...
  • UZAY VE ENERJİ SAVAŞLARI

    17 Kasım 2021 Köşe Yazıları

    Uzay, tüm evreni sınırsız bir şekilde kavrayan ya da kapsayan derin bir boşluktur. Bu boşlukta milyarlarca yıldız, uydu ve sistemler mevcuttur. İnsanoğlu bunun belki de milyarda birine hakimdir. Ancak insanın azmi ve hırsı sanıyorum ki uzayın derinliklerine girmeyi başaracaktır. Zaten, ayı, marsı keşfetmedik mi? Uzaya yolcuklar yapmıyor muyuz? Bunlar ilerideki bir zamanda keşfedilen ve yaşam belirtileri olan bu yerlerde de yaşamı olası kılacaktır. Bu nedenle de özellikle kapitalist ülkeler ağırlıklı projelerini bu tez üzerinden yürütmeye çalıy...
  • Sarı Saçlı Mavi Gözlü Dev Adam

    11 Kasım 2021 Köşe Yazıları

    Memleketten bir fani göçtü. Yetim, öksüz, yoksul ve kimsesiz bir fani. Hem de öyle böyle değil, damgasını vurdu geçti. Ömrünü sığdırabildiği elli yedi yıla karşılık gelen bir ömürle. Yok olmuş bir milleti canlandırdı. Dört bir yanı işgal altında, esaret ve yokluğa terkedilmiş bir milleti canlandırdı. Yıkılmış bir devleti yeniden kurdu. Altı yüz yıllık dev bir imparatorluktan eser kalmamış bir devlet çıkarmayı başardı. O, bir insandı. İnsanca davranışlarıyla tüm insanlığa örnek oldu. O, bir ressamdı. Memleketin kaderini çizdi...