Uyumlu Yatay Film Şeridi Banner 985x100

logo

MİLYONCUKLAR

Yaşar Geler

Yaşar Geler
yasargeler@hotmail.com
MİLYONCUKLAR

Yaklaşık iki üç yıldır dünyayla birlikte bir ekonomik kriz yaşıyoruz. Ancak, gördüğümüz kadarıyla dünya ülkeleri bu ekonomik krizden çok etkilenmişe benzemiyorlar.

Neden, diye sorarsanız şöyle açıklanabilir. Amerika’da yüzde onlar civarında bir enflasyon ya da fiyat artışında kıyametler kopuyor. Halk tepki gösteriyor. Devlet önlemler almaya başlıyor. İşsizlik vs. zaten hiç yokmuş gibi duruyor.

Çünkü, işletmeler vs. kapanmıyor. Hayat bir şekilde normal seyrinde devam ediyor. İşsiz kalanlara da insanca yaşayacak kadar destekleme veriliyor. Avrupa’ya baktığımız zaman, Amerika’nın biraz ilerisinde bir tabloyla karşılaşıyorsunuz. Orada da iş kayıpları çok fazla değil.

Enflasyon ve fiyat artışları yüzde yirmilerde gibi. Halk tepkisini koyuyor. Devlet, hızlıca önlemlerini almaya başlıyor. İşsizlik vs. yüksek olmuyor. İşsiz kalanları devlet finanse ediyor. Yani halk aşırı bir sıkıntı yaşamıyor. Asya’da, Avrupa’da, Afrika’da savaşların olduğu ülkelerde bile bizdeki kadar yaşam zorluğu, fiyat artışı ve enflasyon yaşanmıyor. Petrol, o ülkelerde bile bizden kat kat aşağıda fiyatlarla satılıyor. Zaten petrol fiyatları aşağıda olunca yaşam da kolaylaşıyor. Ülkemize baktığımızda enflasyon devletin açıkladığı yüzde yetmiş üç, bağımsız kuruluşların açıkladığı yüzde yüz elliler.

İşsizlik had safhada. Gençler sokaklarda. Emekliler perişan. Esnaf kan ağlıyor. Üretici bin pişman. Tüketici yoksullukla boğuşuyor. Kiralar üçe dörde katlandı. Ev ve araba almak orta gelirli için bile artık hayal olmuş. Üniversite mezunu gençler işsizlik bir yana devlete olan borçlarından dolayı haciz ve baskı altında (neyse ki faizlerinden vs. vaz geçildi). Ama hâlâ borçlu hâlâ borçlu. Bir milyon olmuş bir lira. Sanki bakkaldan sakız alıyorsun. Neyin fiyatını sorsan biraz da alaycı ifadeyle bir milyon-cuk tabiriyle karşılaşıyorsun. Sanki bu ülkede herkes milyoner.

Çocukluğumuzda milyoner ifadesini üç beş kişinin varlığıyla tanırdık. Sabancılar, Koçlar vb. Şimdi, sanki herkes milyoner. Vatandaş, iki kişi emekli olmuş, aldığı ikramiyesi toplamda üç yüz dört yüz bin lira varsa biraz da birikimini ekliyor beş altı yüz bin lira orta sınıf bir araba bile alamıyor, kaldı ki ev alsın. Yaklaşık on beş gündür Balıkesir’in Edremit ilçesindeyim. Sürekli sahada oldum. Biraz araştırma yapayım istedim. Sonuçta tatil beldesi bir yer. Özellikle de orta ve dar gelirli vatandaşların tatil yaptıkları bir bölge. Birçoğu ev ortamına gelmiş, birçoğu ucuz pansiyonlarda kalıyor. Bir kısmı da oteli vs. tercih ediyor. Zaten sağ olsun belediye plajları halka açmış insanlar şemsiyesiz hatta şezlongsuz kumda idare ediyor.

Tabi adına tatil denilecekse tatil. Önemli olan çoluk çocuğunun zevklerini tatmin etmek. İnanın birçoğu tabiri caizse -kuru kalabalık-. Onlarca emlakçıyla konuştum, yüzlerce satılık ev mekanına ve arsaya götürdüler. Milyonun altında fiyat görmek neredeyse imkânsız. “Bir milyonum var” dediğiniz de insanlar gülüp geçiyor. Abi, “bir artı birler, elli m2 yer bir milyona bile zor” diyorlar. İki üç milyoncuğun yoksa normal bir daire bile alman mümkün değil. Geçen yıl üç yüz bin lira istenen üç yüz m2 bir arsaya bile şimdi yedi yüz elli bin lira isteniyor. Yani özetle milyonlar olmuş bir lira. O da kimsenin elinde yok. Yani insanlar bir liraya muhtaç kalmış durumda. Ev kiraları bile İstanbul’la yarışıyor. İstanbul’da normal bir semtte iki artı bir dairenin kirası yedi- sekiz bin lira olmuş, burada da neredeyse İstanbul’la yarışılıyor.

Plajlarda bir mısırın fiyatı yirmi lira, bir simit on lira, pamuk şekeri on lira, dondurmanın topu on lira bir başka yerde on beşi de gördük. Yani yazacak onlarca şey var ki, yazmaya bile yer yetmez. Şimdi bu kadar olumsuzluğun yaşandığı başka bir ülke var mıdır, bilmiyorum. Dünyada indirimler gerçekleşir, bizde zamlar gelir. İş kontrolden çıkmış gibi duruyor. Devletimizin bu kontrolsüz fiyat artışlarına kesin çözümler üretmesi gerekir. Kanunla mı önleyeceksiniz, kanun çıkarın. Farklı bir yöntem mi izleyeceksiniz onu uygulayın. Vatandaşlarının yaşamlarını kolaylaştırmak, her sosyal devletin asli görevidir. Vatandaşınızı elinde olmayan “milyoncuklara” esir etmeyin.

Piyasayla oynayan vurgunculara, dolandırıcılara, sahtekârlara fırsat vermeyin. Bunu önlemenin yolu çok basit bir şekilde mecliste çıkaracağınız ağırlaştırılmış bir ceza kanunuyla çözmeniz mümkün. Hatta daha da önemlisi ana sınıflarından başlayarak, ilkokullarda, ortaokullarda, liselerde hatta üniversitede bile ahlâk ve ahlâk kuralları derslerinin konması ve kesinlikle uygulanmasından geçer. Eğitemediğiniz toplumlara-bireylere bir şeyler öğretemezsiniz. Söylemler değil, eylemler önemlidir. Eyleme dönüşmeyen bir söylemin kıymeti harbiyesi yoktur.

Bir tatilde böyle -milyoncuklara- kafa yormakla geçti. Yeni bir yaz tatilinde buluşmak dileğiyle, kalın sağlıcakla.

Yaşar GELER

Etiketler: » »
#

SENDE YORUM YAZ

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Yarım Kalan Bir İdeal: Devrim ve Kılıçdaroğlu

    31 Mart 2026 Genel, Köşe Yazıları

    Depodaki Yakıtın Eksikliği: Algı Operasyonu1961 yılında, Türk mühendislerinin kısıtlı imkan ve devasa bir inançla 129 günde ürettiği Devrim otomobili, Cumhuriyet tarihinin en büyük sanayi hamlelerinden biriydi. Ancak bu büyük başarı, sadece "depoya benzin konulmasının unutulması" gibi teknik bir detay üzerinden karalandı. Arabanın motoru sağlamdı, tasarımı yerliydi ama manşetler "Yürümedi" diye atıldı. Kemal Kılıçdaroğlu’nun siyasi mücadelesinde de benzer bir "algı mühendisliği" görüldü. Bürokrasideki dürüstlüğü, hesap uzmanlığı ve devlet...
  • Mirasın Ağırlığı, Günün Sınavı

    27 Şubat 2026 Genel, Köşe Yazıları

    Savaş meydanlarının küllerinden doğmuş bir partiden söz ediyoruz. Bir imparatorluğun çöküşünden bir Cumhuriyet çıkaran iradenin siyasi hafızasından… Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde kurulan ve devletin kurucu mayasını taşıyan bir çınardan… Bugün ise aynı çınarın gölgesinde dolaşan ağır ithamlar, yolsuzluk iddiaları ve bitmeyen iç hesaplaşmalar konuşuluyor. İşte asıl yürek sızısı da burada başlıyor. Kurucu bir partinin en büyük gücü, tarihinden aldığı meşruiyettir. Fakat tarih, güncel zaafları örten bir perde değildir. Aksine, çıtayı...
  • Aydınlığa Yürüyenlerin Karnesi

    16 Ocak 2026 Genel, Köşe Yazıları

    Bu yıl ara tatilde dağıtılan karnelerde dikkat çeken bir eksiklik vardı. Sessiz ama derin bir eksiklik…Cumhuriyetin kurucusu, bu ülkenin Başöğretmeni Mustafa Kemal Atatürk’ün fotoğrafı yoktu. Yıllardır çocuklarımızın eline verilen karnelerde yalnızca notlar yer almazdı. O karneler, aynı zamanda eğitimin çağdaşlaşmasının, aklın ve bilimin rehberliğinin bir belgesiydi. En üstünde yer alan Atatürk fotoğrafı; “Bu ülkenin geleceği sizlersiniz” diyen bir bakış, bir hatırlatma, bir sorumluluktu. Şimdi sormak gerekiyor:Bir ülkenin kurucusunun, e...
  • 09:05’te Duran Zaman09:05

    13 Kasım 2025 Genel, Köşe Yazıları

    Tarihin tozlu sayfalarını çevirdiğimizde, bir gün var ki her açıldığında hep aynı sızı düşer yüreğimize: 10 Kasım 1938. Güneşin mahcup ışıkları Dolmabahçe Sarayı’nın ağır perdelerini hüzünle aralarken saat 09:05’te, sessizlik bir ulusun üzerine kara bir örtü gibi çökmüştü. Bir nefes kesildi, bir kalp sustu. Türlü badirelere şahit olmuş yorgun ve yoğun zaman, saat tam 09:05’te durdu. Bir lider sonsuzluğa doğru yola çıktığında, gözyaşları sel olup aktı; kalabalıklar sessizliğin içinde ağladı. Çünkü bir millet sadece bir liderini değil, ayn...